Liderlik Üzerine Makaleler

LİDERLİK ÜZERİNE MAKALELER

İş Hayatında Duygusal Zekânın Beş Bileşeni

Öz-farkındalık

Öz-farkındalık duygusal zekânın ilk bileşenidir—Delfi kâhininin binlerce yıl önce “kendini bil” öğüdünde bulunduğu göz önüne alınırsa anlaşılır bir durumdur bu. Öz- farkındalık kişinin kendi duyguları, güçlü ve zayıf yanlarını ihtiyaçlarını ve güdülerini derin bir şekilde kavramasıdır. Özfarkındalığı güçlü kişiler ne aşırı eleştirelliğe ne de gerçekçilikten uzak umutsuzluğa kapılırlar. Tersine kendilerine ve başkalarına karşı dürüst olurlar.

Öz-farkındalığı yüksek insanlar duygularının kendilerini, başkalarını ve onların iş performanslarını nasıl etkilediğini görür. Bu bakımdan en zayıf yanının sıkı teslim sürelerine uymakta ortaya çıktığım bilen bir kimse zamanım titizlikle planlar ve üstlendiği işi çok önceden yapar. Öz-farkındalığı yüksek kişi talepkâr bir müşteriyle çalışabilir. Müşterinin kendi ruh hali üzerindeki etkisini ve kendisinin hayal kırıklığına uğramasının daha derindeki nedenlerini anlayabilir. “Müşterilerin eften püften talepleri bizi yapılması gereken asıl işten alıkoyuyor” diye açıklamada bulunabilir. Böylece bir adım daha ileriye gider ve kızgınlığım yapıcı bir şeye dönüştürür.

Öz-farkındalık kişinin kendi değerlerine ve hedeflerine ilişkin anlayışına kadar uzanır. Öz- farkındalığı yüksek bir kişi nereye niçin yöneldiğini bir; bu nedenle sözgelimi finansal açıdan aklı çelici olan ama kendi ilkelerine ya da uzun vadeli hedeflerine uymayan bir iş teklifini geri çevirmede kararlı olmayı becerir. Öz-farkındalıktan yoksun bir kişi ise gömülü kalmış değerleri çiğneyerek iç dünyada kargaşa yaratacak kararlar almaya eğilimli olur. İşe girdikten iki yıl sonra bir kimseden şunu duyabilirsiniz: “Verilen para iyi göründüğü için imzayı basmıştım ama iş benim için fazla anlam taşımadığından sürekli canım sıkılıyor.” Öz-farkındalığı yüksek insanların kararları değerleriyle uyuşur; dolayısıyla çoğu durumda yaptıkları iş onlara canlılık katar.

İnsan öz-farkındalığının farkına nasıl varır? Her şeyden önce öz-farkındalık içtenlikle, kişinin kendini gerçekçi bir şekilde değerlendirme yeteneğiyle belli olur. Öz-farkındalığı yüksek insanlar kendi duyguları ve duygularının yaptıkları işe etkisi konusunda doğru ve açık konuşurlar ancak bunu içlerini döker ya da itiraf eder bir tavırla yapmaları gerekmez.

İşyerinde öz-farkındalığı yüksek insanlar çalıştırmanın değerine karşın, araştırmalarım üst düzey yöneticilerin potansiyel liderler ararken öz-farkındalığa hak ettiği ölçüde itibar etmediklerini gösteriyor. Birçok yönetici duygulara ilişkin içtenliği “ürkeklik’le karıştırır ve kendi eksikliklerini açıkça kabul eden elemanlara gereken saygıyı göstermekten kaçınır. Böyle kişiler başkalarını yönlendirmede “yeterince katı” olmadıkları gerekçesiyle kolayca bir tarafa itilir.

Oysa gerçekte bunun tersi doğrudur. Öncelikle, insanlar genelde içtenliği takdir eder ve saygıyla karşılar. Dahası, liderler kendilerinin ve başkalarının yetilerine ilişkin samimi bir saptamayı gerekli kılan değerlendirmeler yapmak durumundadır. Rakip bir şirketi satın almak için gerekli yönetim uzmanlığımız var mı? Yeni bir ürünü altı ay içinde piyasaya sunabilir miyiz? Kendilerini dürüstçe değerlendiren insanlar, yani öz-farkındalığı olan insanlar başında bulundukları kuruluşlar için de aynı şeyi yapmaya yatkın olurlar.

Liderlik üzerine makaleler, HBR’s 10 Must Reads Liderlik aslı kitaptan alınmıştır.