ICF Türkiye’nin 10. Yıl Koçluk Konferansı; insan, ilişki ve geleceği aynı masada buluşturan güçlü bir buluşmaydı. 212 Derece olarak bu buluşmada oturum sponsoru olmaktan mutluluk duyduk. Bizim için sponsorluk, yalnızca “orada olmak” değil; sahaya taşınan bir değer üretmek demek.
ICF Türkiye’nin 10. Yıl Koçluk Konferansı’nı hayata geçiren ICF Türkiye Başkanı sayın Beyza Erdem BALCI, MCC – ICF Türkiye Başkan / President, yönetim kurulu ekibine ve tüm organizasyon ekibine içten teşekkür ederiz. Gün boyu bilgi ve deneyimlerini paylaşan tüm konuşmacılara; katkısıyla bu buluşmayı zenginleştiren moderatörlere, gönüllülere ve paydaşlara da ayrıca teşekkür ediyoruz.
Ve elbette, salonu varlığıyla anlamlı kılan tüm katılımcılara… Birlikte öğrenmenin ve birbirimizi ileri taşımanın gücünü bir kez daha hissettik. 212 Derece olarak, koçluğun topluma ve kurumlara daha fazla değer katması için bu ekosistemin yanında olmaya devam edeceğiz.
Neden sponsor olduk?
ICF Türkiye’nin 10. Yıl Koçluk Konferansı, bizim için yalnızca bir etkinlik değil; koçluğun Türkiye’deki yolculuğunu birlikte büyüttüğümüz bir buluşma. Bu konferansa sponsor olmayı, katkı sunma ve sorumluluk alma olarak gördük.
1) Koçluk, insanın yanında durmanın en etkili yollarından biri. Bugün iş dünyasında herkes hızlı, herkes yoğun, herkes bir şeyleri yetiştirmeye çalışıyor. Tam da bu yüzden; dinlemeye, düşünmeye, durup yön seçmeye ve daha sağlıklı ilişki kurmaya alan açan koçluk yaklaşımının değeri artıyor. Biz bu değeri desteklemek istedik.
2) İnsan–İlişki–Gelecek ekseninde, koçluk kültürünün büyümesine katkı sunmak istedik. Geleceğin organizasyonları; sadece daha hızlı değil, daha güvenli, daha iş birliğine açık ve daha öğrenen sistemler kurmak zorunda. Bu konferans, tam da bu ihtiyaca karşılık gelen ortak bir öğrenme zemini sundu. Biz de bu zemine katkımızı görünür kılarak, koçluk kültürünün kurumlarda daha yaygın ve daha kaliteli uygulanmasına destek olmayı hedefledik.
3) Dönüşüm, bir günde olup bitmiyor. Konferanslar ilham verir; ama gerçek değişim, ertesi gün başlar. İnsan işine döndüğünde; bir toplantıda, zor bir konuşmada, bir geri bildirim anında ya da bir çatışma içinde yeni bir tutum denediğinde dönüşüm başlar. Sponsorluğumuzun içinde bu “devam eden öğrenme” fikri olsun istedik.
Kısacası; bu sponsorluk bizim için “orada olmak” değil, koçluğun topluma ve kurumlara daha çok fayda sağlaması için bir adım atmak demek.
Neler öğrendik?
Judith Malika Liberman Hikâye, bilgiyi taşımaktan çok anlam üretir. Anlam oluştuğunda değişim “yapmalıyım”dan “istiyorum”a döner.
Richard E. Boyatzis Koçluğun etkisi tesadüf değil; sürdürülebilir değişimi mümkün kılan bir bilim ve tasarım meselesi. Kalıcı sonuç, iyi niyetle değil; doğru süreç ve takip döngüsüyle gelir.
Prof. Dr. Türker Kılıç Daha iyi yaşam ve performans, sadece motivasyon değil; beynin dikkat, öğrenme ve stres sistemleriyle uyumlu bilinçli bir tasarım işidir. Kısacası, “niyet” kadar “altyapı” da önemlidir.
Mümin Sekman Başarıyı artıran şey çoğu zaman daha çok çalışmak değil; düşünme biçimini rafine etmektir. Strateji, odak ve uygulama disiplini birleştiğinde sonuç kendini göstermeye başlar.
Kıvılcım Kıran Geleceğin avantajı, sadece yetenek havuzu değil; bağ kurma ve prososyal duyguların (iş birliği, güven, şefkat) sürdürülebilir biçimde üretilmesi. “İlişki kalitesi” performansın yumuşak tarafı değil, omurgası.
Dr. Marilyn Atkinson Hız ve yapay zekâ arttıkça ilişkiler kendiliğinden güçlenmiyor; aksine bilinçli olarak yeniden tasarlanması gerekiyor. Ritüeller, geri bildirim normları ve güven pratikleri bu çağın liderlik kasına dönüşüyor.
James E. Varnham Yapay zekâdan gerçek verim, komut vermekle değil; iş birliği kurmakla geliyor. Doğru problem tanımı, doğru soru ve bağlam kontrolü olmadan AI sadece “gürültü” üretebiliyor.
Susan Caesar Yapay zekâ konuşuluyorsa etik de konuşulmalı; çünkü güven bu alanın para birimi. Sınırlar, gizlilik ve sorumluluk netleşmeden “teknolojik hız” uzun vadede maliyete dönüşebilir.
Konferansta neler yaptık?
Kalp–Beden–Zihin Üçgeninde Workshop
Değerli program liderimiz sayın Berna Altuğ Turgut Workshop’ta koçluğu tek kanallı bir zihin pratiği gibi değil, bütüncül bir denge sistemi olarak ele aldı.
- Kalp: ilişki, güven, bağ kurma ve duygusal temas
- Beden: sınırlar, enerji, sezgi, eyleme geçme kapasitesi
- Zihin: netlik, anlamlandırma, öncelik ve karar kalitesi
Katılımcılar, kendi “baskın merkezini” fark edip (kalp/beden/zihin), özellikle zor anlarda (çatışma, belirsizlik, performans baskısı) hangi merkezde sıkıştığını görerek bir sonraki küçük hamleyi seçti.
Katılımcılara gelişim hediyeleri
Konferans enerjisinin “güzel bir gün” olarak kalmaması için katılımcılarla devam eden gelişim araçları paylaştık:
- Koçluk eğitimleri (öğrenmeyi beceriye dönüştürmek için)
- Kişilik anketleri (kendini tanıma ve farkındalık için)
3) “Dönüşüm İçin Koçluk” ile tanıştırdık
“Dönüşüm İçin Koçluk” kitabımızı, koçluğun sahada nasıl bir dönüşüm mimarisi kurabileceğini anlatan bir kaynak olarak katılımcılarla buluşturduk.
Bu buluşmadan aldığımız ilhamı sahaya taşımaya devam ediyoruz. Koçluğun insanı ve ilişkiyi güçlendiren etkisini büyütmek için aynı yolda yan yana yürümek dileğiyle

