Değer Katan Girişimler

Bu cümleyi siz tamamlayın. Sizin işletmeniz olmasaydı bulunduğunuz yerde bir çok şey …

Neler olurdu diye kendinize sorun. Yeterince iyi sebepleriniz yoksa, başarabileceğiniz yolda ya daha çok yorulacaksınız ya da değmeyecek bir şey için başarısız olacaksınız.

Unutmayalım ki, günümüzde birbirinin benzeri daha fazla girişim var. Bir işletmeyi diğerinden ayıran şeyler arasındaki büyük makaslar kapandı. Son kullanıcıya benzer faydalar sağlayan bir çok marka var. Bu noktada farklılaşmayı sağlayan şey, işletmelerin ve markaların yarattığı anla. Evet, daha güçlü daha prestijli olmanız yetmiyor. İşletmeniz ve ürününüz günümüz dünyasına nasıl bir anlam kazandırıyor?

Ve siz yarattığınız bu anlamı ekibiniz ile birlikte yayabiliyor musunuz?

Çalışma arkadaşlarınızın arasında bulunun ve onlara işletmenizin misyonunu sorun.
Emin olun ki aldığınız cevaplar sizin uzun uzadıya yazdığınız misyon bildirgelerinin aynısı olmayacak. Evet sizin için çok anlamlı olabilir. Uzun bir zaman harcamış olabilirsiniz. Ve sizin dışınızda, ekibiniz yeterince misyonunuzu içselleştirememişse, misyonunuz web sayfanızda tozlanmayı bekler.
Kısa ve anlaşılır bir mottonuz olsun. Ekiplerinizin aklından çıkmayacak, yaptıkları her işte anımsayacakları… Nike için bu “Just do it”, W. Disney için “If you can dream it yo can do it” oldu ve kendi çalışanlarının dışında bu cümleler bütün dünyaya ilham veriyor.

Sadece bir girişiminiz mi var? Beraberinde bir iş modeliniz de var mı?

Başarılı ve başarısız işletmeleri birbirinden ayıran ve işletmelerin ömrünü belirleyen şey bir iş modellerinin olması.

“Eğer iş modelinizi on sözcük ve daha azıyla tanımlayamıyorsanız, o zaman bir iş modeliniz yok demektir.” Guy Kawasaki.

Size ne iş yaptığınız sorulduğunda; cevabınızı, deyimi yerindeyse tüm operasyonlarınızı, bir cümlenin içerisine sığdırabiliyorsanız şanslısınız demektir.

Büyük resmi parçalara ayırın, tekrar birleştirmek üzere kilometre taşları belirleyin.

“Hazırlıkların ve fırsatların bir araya gelmesinden oluşan şeye şans denir.” Anthony Robbins

İşletmenizin küresel bir oyuncu olmasını isteyebilirsiniz. Kendinize şu soruyu sorduğunuzda; “Küresel oyuncu olmak ne demek?”, vizyonunuz daha anlamlı hale gelir. Daha sonra küresel bir oyuncu olma yolunda nerede olduğunuzu görürsünüz. En son oluşan resim üzerinden hedefleri ve görevleri belirlediğinizde kilometre taşlarınızı oluşturmuş olursunuz. Kilometre taşları işletmelerin tabiri caizse; çölde yolunu kaybetmemesi için kutup yıldızı görevi görür.

Esnek olun.

Değişim hızının çok yüksek olduğu bir yüzyılda yaşıyoruz. Kontrolümüz dışında gelişebilecek çok şey var. Dünyanın değişik yerlerinde gerçekleşen olaylar birbiri ile bağlantılı ve her şey herkesi etkileme kapasitesine sahip.

Danışmanlıklarımda şu hikayeyi her seferinde paylaşıyorum.
Çam ağacı çok dayanaklıdır. Üzerine biriken kara ve fırtınaya karşı oldukça dayanıklı davranır. Sonra bir noktada dayanamaz ve kırılır. Aksine, söğüt ağacı o kadar dayanıklılık göstermez. Kar yığınlarının üzerine birikmesi sonucu daha fazla eğilir ve daha çok toprağa yaklaşır ve kırılmaz.

Koşullar bizim beklentimiz dışında gelişebilir ve esnekliğimiz ile bu koşullarda dahi bir ahenk yaratabiliriz. Bu katı durum kendini daha çok sadece hedefe kitlendiğimiz durumlarda gösterir.

Hatırlayın Amerikan Ordusu’na esir düşmüş Japon askerleri, kendilerini hedefe o kadar odaklamışlardı ki, yaptıkları köprünün kendi ülkelerinin aleyhine olduğunu zaman zaman unutur olmuşlardı.

Nihai vizyonunuzu gerçekleştirmek için ara hedeflerinizi kontrol edin, gerekirse rotanızı değiştirebilin.

Can Deniz Timur ACC MBA

Executive & Business Coach