Takım Ruhu Bir Efsanedir Ama Şehir Efsanesi Değil…

İş hayatında başarıyı belirleyen faktörler nelerdir diye sorsam çoğumuz hemen; iyi bir yönetim, iyi bir strateji, maddi imkanlar, iyi çalışma şartları ve elbette nitelikli çalışanlar diyecektir. Çoğumuz bu bileşenlerin bir araya gelmesinin başarıyı getireceğini düşünürüz. Harika bir ofis ortamı, iyi bir yönetici, dolgun bir ücret, bir de neyi nasıl yapmamızı biliyorsak hepsi tamam. Peki, bunlar her zaman bize başarıyı garanti eder mi? Başarı bizce nedir? Başarıya ulaşabilmemiz için olmazsa olmazımız nedir acaba? Şimdi gelin birlikte bir egzersiz yapalım.

Çalışırken şöyle durup bir etrafınıza bakın. Neler oluyor ofiste, neler görüyorsunuz? Elbette sizin gibi çalışan diğer iş arkadaşlarınızı, odasının önünde ayaküstü bir başka çalışanla konuşmakta olan yöneticinizi ve yüzündeki o gergin ifadeyi, kahve makinesini ve de ofisteki koşuşturmayı. Peki ofiste neler duyuyorsunuz? Yan masadakilerin yönetici hakkında yaptıkları yorumları, telefondakilerin müşterilerle olan hararetli görüşmelerini, yöneticinizin yükselmiş sesini, çalan telefonları ve de ofisin genel uğultusunu.  Peki bütün bunlar size neler hissettiriyor? Her şeyden önce kendinizi güven konusunda nerede hissediyorsunuz? Ofiste çalışıyor olmanızın amacı ne? İş arkadaşlarınız ve yöneticiniz ile aranızdaki iletişiminiz nasıl? İletişim esnasında diğerlerini ne şekilde dinliyor ve diğerleri tarafından ne şekilde dinleniyorsunuz? Farklılıklara bakışınız nasıl? Yöneticiniz veya diğer iş arkadaşlarınızdan işiniz ile ilgili konularda herhangi bir geri bildirim aldığınızda ne hissediyorsunuz? Çalıştığınız işe ve diğer çalışanlara bağlılığınız ne durumda? Yaptıklarınız ve yapmadıklarınız hakkında diğer çalışanlara karşı kendinizi ne derece sorumlu hissediyorsunuz? Motivasyonunuz nasıl? Olan bitenlerin performansınız üzerindeki etkileri neler? Ne olduğunda ve nasıl takdir ediliyorsunuz ve de ediyorsunuz? Çalışmaktan ne derece keyif alıyorsunuz?

Bence başarı bütün bu sorulara verilen cevapların içinde gizli. Bana göre başarıyı belirleyen en önemli faktör TAKIM olabilmek ve takım halinde çalışabilmektir. Öyle bir takım ki tek bir vücut gibi derinindeki ruhundan beslenen. Takım olmak demek, aynı değerleri paylaşıp ortak bir amaca kilitlenmek demektir. Takımın bireysel egolarını ikinci plana atıp işte bu ortak amaca ulaşmak için sergilediği amansız mücadele ise TAKIM RUHU denen şeydir. Takım ruhu takımın motivasyon kaynağı, onun itici gücüdür. Onsuz ne takım olunabilir ne de takım kalınabilir. Peki takım ruhuna sahip iyi bir takım nasıl oluşur?

İyi bir takım sadece iyi üyelerle değil, onları birbirine bağlayan görünmez bağlarla oluşur. Tıpkı McFarland, USA filminde de işlendiği gibi; vasat oyunculardan oluşan bir takımın, sahaya koyduğu güven, farklılık, inanç, sorumluluk, işbirliği, motivasyon gibi özelliklerin yarattığı etkiyle çok kaliteli oyunculardan oluşan bir takımı yenebilmesi bu nedenledir.

Her şeyden önce bir takımı ortak amacına yönlendirebilecek etkili bir lider lazım. Liderin takımın amacını sürekli canlı tutması ve herkesi bu amaç doğrultusunda aynı frekans ve aynı tempoda çalıştırması gerekli. Takım ruhu sadece aynı hedefe yürümekle değil, aynı frekansta olabilmekle yakalanır. Takımdaki herkese yönü gösterirken, kimsenin geride kalmamasını sağlayan bir liderlik, birliktelik duygusunu besler, dayanışma ruhunu canlı tutar.

Üç silahşörlerin dediği gibi “Birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için” kulağa ne hoş geliyor! Üyeler arasındaki ilişki ve iletişimin canlı tutulması, herkesin birbirine destek olması, yardım etmesi, sorunların karşılıklı anlayışla çözülmesi, takım üyelerinin birbirlerine olan güvenini, duygusal bağlarını ve aidiyet hislerini sizce de beslemez mi?

Takımdaki herkesin birbirini hep daha iyiye cesaretlendirmesi, olabilecek en iyi sonucu almak için desteklemesi ve kamçılaması, liderin de takıma bu duyguları aşılaması herkesi birbirine kenetler. Böyle çalışan takımların mücadele azmi ve başarısı daima üst seviyededir. Büyük bir adanmışlıkla elde edilen başarı, alınan sonuçtan öte bir tatmin duygusu ve motivasyon yaratır. Gönüllü bir amaç birliği, takım üyelerini tek vücut halinde tutar.

Takım üyelerinin rollerinin açık ve net bir şekilde belirlenmiş olması takımın işleyişini kolaylaştırır, kimin ne yapacağı herkes tarafından bilinir. Bir takım, birbirinden farklı özellikteki üyelerden oluşursa konulara getirilen farklı bakış açıları takım sinerjisini alevlendirir. Hiçbir oyuncu diğeriyle aynı değildir ama her oyuncunun katkısı vazgeçilmezdir. Bir takımda hiçbir üye diğerinden önemsiz ya da değersiz de değildir. İş hayatında da sporda da iyi bir takım farklı bireylerin, farklı yeteneklerin, farklı alanlarda uzmanlaşmış insanların bir araya gelmesiyle oluşur.

Birlikte mücadele etmekten keyif almak, işi aynı zamanda neşe kaynağı haline getirmek, takım ruhunun çimentosudur. Birlikte neşelenmek, gülmek, eğlenmek, zoru başarmak için enerji kaynağıdır. Bu enerji, takımın ortaya koyacağı mücadelenin yakıtıdır.

Takım üyeleri her fırsatta birbirini fark edip takdir eder. Bunun yanında; olumlu olumsuz tavır ve davranışlar hakkında birbirlerine geri bildirimde bulunurlar. Takdir, motivasyonu artırır. Etkili ve yerinde bir geri bildirim ise her oyuncunun kendisini geliştirmesinin yolunu açar. İnsanlar kendilerine değer verildiğini hissettikleri, katkılarının bir anlamı olduğunu düşündükleri takımlara bağlanır ve daha çok katkı yapmak, özveride bulunmak isterler. Takımı takım yapan birlik ve beraberlik duygusu bu şekilde güçlenir. Öyle bir güven vardır ki aralarında; özellikle olumsuz bir geri bildirim aldıklarında, yaralandıkları hissine kapılmak yerine “Bu hususta bana yaşattığın farkındalık için teşekkür ederim” derler. Bir amaç uğruna, takım ruhuyla çalışan insanlar yaptıkları işte anlam bulurlar. Aslında hepimizin istediği de bu değil midir zaten, anlamlı bir hayat sürmek.

Melih Kaya ACC

Team Coach