Koçluk ve Kriz

Yaşamak ve insan olmak, zaman zaman krizler yaşamak demektir. Kimse kendini bundan koruyamaz. Bu bir ağır hastalık, yakın birinin ölümü, işsizlik, kötü bir kaza veya herhangi acı verici bir olay olsun mutlaka bir gün hepimizin kapısını çalacaktır.

Herhangi bir yerde, herhangi bir zamanda ve herhangi bir şekilde herkes mutlaka bir kriz yaşayacaktır.

İnsan kendi kendine sorar : Neden ben ? Ne yaptım da bu benim başıma geldi ? Neyi yanlış yaptım ? Arkadaşlar ne der ? Ne yapayım ? Nasıl atlatacağım ? Tekrar eskisi gibi yaşayabilecek miyim ?

Kriz anında, yaşamı bir arada tutan şey, engellenemeyen bir güç tarafından parçalanır. Kimi zaman danışan tam da bu şekilde gelir. Krizle gelen danışanın hedeflerine giden yolda ona eşlik etmek koç için de zorlu bir yolculuktur. İyi haber şudur ki; eski yaşamın yıkılmasının içinde, yeni ve genelde daha iyi bir yaşamın tohumları saklıdır.

Hiçbir kriz sonsuza dek sürmez. Bir krizin sonuçları, bütün bir ömür hissedilebilse bile, yoğun şaşkınlık ve karmaşa durumu sürmez. Krizin sebebi ne olursa olsun; sevilen bir insanın ölümü, evlilik sorunları, fiziksel yaralanma; yoğun şok, acı ve panik birkaç hafta veya ay sonra biter. İnsan vücudu yoğun acı halinde gereğinden fazla kalmamıza izin vermez. O veya bu şekilde kendimizi toparlamamız doğaldır. Hiç kimse bir krizi değişmeden atlatamaz.

Koç olarak bize düşen bu bilinçle danışana yaklaşmaktır.

Hastanelerin acil servislerinde çalışan doktorlar, çoğu zaman acil kararlar gerektiren durumlarla karşı karşıya kalırlar. Kaza geçirmiş değişik yaralar almış bir hasta gelir. Yaralarının tümünü aynı anda tedavi etmek mümkün olmadığı için, doktor hangisini hemen, hangisini sonra tedavi edeceğine karar verir. Tıpkı acil servis doktoru gibi krizle gelen danışandan koçun ilk isteyeceği acil ve öncelikli olanı ve neyin bekleyebileceğini belirlemesidir. Belki de bir seans sadece danışanın mevcut durumunu anlamak duygularını, hissettiklerini ifade etmesine olanak tanımak için planlanmalıdır. Sonrasında nelerin bekleyebilecek, nelerin bekleyemeyecek olduğunu belirlemek için bir liste yapılabilir. Danışan şu anda düşündüğü her şeyi bu listeye yazabilir. Belki de listenin başına yapabileceklerinden önce bütün endişelerini, kızgınlıklarını, hayal kırıklıklarını da yazabilir.

Krizler yaşamın öyle güçlü bir şekilde sarsıldığı zamanlardır ki, birçok insan güçlü oldukları yönlerinin de bulunduğunu tamamıyla unutur. Danışanlarınızın güçlü olduğu yönleri ortaya çıkarmalarına, güçlü yönlerini hatırlamalarına destek olun. Başka yaşam alanlarında bir şeyler değiştirmeye çalışırken güçlü yönlerinden destek almalarına yardımcı olun.

Büyük değişimleri küçük adımlara ayırın.

Çok az insan büyük ve köklü değişimleri bir defada yapabilir, ama hemen herkes büyük hedefler için küçük adımlar atabilir. Bu yüzden danışanlarınızla çalışırken büyük değişimleri daha iyi başarabilecekleri küçük adımlara bölmelerine destek olun. Hedeflerine doğru küçük ve emin adımlar atarlarsa başarıları için ümitleri artar.

Ve son olarak; günlük hayatlarında planladıkları yolda kalabilmeleri için; zihinlerinde bir şeyleri olumluya çevirebilme yeteneklerini geliştirebilecekleri ev ödevleri verin.

Bir şeyler kötü gider ve sonra düzelir. Ekonomik krizler biter, insanlar yeni işler bulur ve ilişkiler kurar ve hayat bu şekilde devam eder. Bu duruma biraz iyimserlik ve biraz özgüven ile yaklaşırsak bu tecrübelerden çok şey öğreniriz. Kim bilir bir şeyler bizim istediğimiz gibi gitmediğinde belki de yönümüzü değiştirmenin zamanı gelmiştir!

Figen Doğan ACC

Executive Coach